Halil Cibran Sözleri
Halil Cibran, Lübnanlı-Amerikalı bir yazar ve ressamdır. Eserleri aracılığıyla derin düşünceler ve insan doğası üzerine pek çok etkileyici söz söylemiştir. İşte ona ait bazı ünlü sözler:
Sevginin kabına dikkat et; çünkü doluysa, taşır.
Kendi yolunuzda yürümek, aydınlığa kavuşmak istiyorsanız, yalnız yürümelisiniz.
Bir çiçeği sevmek için, ona bakmanız yeterlidir.
Gerçek aşk, özgür bıraktığınızda yanınızda kalandır.
Çocuklarınız sizin değil, sizinle birlikte seyahat edenlerdir.
Güneş herkes için parlar, fakat sadece kendini tanıyanlar faydalanabilir.
Sevgiyi seçin, sevgiyle dolun. Sevgi sizi daha geniş ve daha derin kılacaktır.
Kelimelerin en iyi dostları suskunluk ve dinlemedir.
Güzel bir şeyi korumak için, onu paylaşmalısınız.
Gerçek aşk, iki yalnızlığın birbirine dokunmasıdır.
Giyimde edep ahlaksız olanın gözlerinden korunmak için bir kalkandır, unutmayın.
İnsanın yaptığı kanunlara, insanın aklı boyun eğer, ruhu değil.
Izdırap en güçlü ruhları ortaya çıkarır; en büyük karakterler kurumuş yaralarla doludur.
Mesafeler bırakın birlikteliğinizde.
Bil ki: Çıplak ayaklarını duyumsayınca düğün bayram eder toprak; rüzgâr, saçlarınla oynamak için yanıp tutuşur.
Acınız, anlayışınızı kuşatan kabuğun kırılışıdır.
Sevgi, Ayrılık günü gelip çatıncaya dek böylesine yüce olduğunu hiç bilememiştir. Bu hep böyledir, sevgi kendi derinliğini bilmez ayrılık vakti gelip çatana kadar.
Yazılanı silecek olan sadece alın terinizdir.
Malınızdan mülkünüzden verdiğinizde pekte fazla bir şey vermiş sayılmazsınız. Gerçekten vermek kendinden vermektir.
Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin, bu yol zorlu ve dik olsa bile.
Dostluğunuzun uyumunda bırakın kahkahalar yükselsin ve zevkler paylaşılsın. Çünkü kalbiniz, küçük şeylerin üstüne düşen çiğ damlalarında kendi aydınlığına erişir ve yeniden hayat bulur.
Mal mülk, bir gün gerekeceği endişesiyle alıkoyup sakladığınız şeylerden başka nedir?
Güzellik şafakla birlikte yükselecek doğudan.
Arkadaşlık her zaman için tatlı bir sorumluluktur, asla bir fırsat değildir.

Kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakınca göreceksiniz ki, aslında bir zamanlar neşe kaynağınız olan için ağlamaktasın.
Izdırabınızın çoğu kendi tercihinizdir. Acınız idrakınızı saran kabuğun kırılmasıdır.
Şafak vakti ardında tarlalardaki çiyden başka bir şey bırakmadan dağılan pus, yükselip bulut olur, sonra yağmur olup yağar. Ben de çok farklı olmadım pustan.
Ben doğululara ağlıyorum çünkü hastalıklara gülmek koca bir cahilliktir.
Bir hata işleyen biri hakkında sizden biri değil, aksine size yabancı ve dünyanıza davetsiz misafir olarak giren biriymiş gibi konuştuğunuzu işittim nice kez.
Dağılan ruhumun parçaları ile doludur şehrin sokakları…
Ve her biriniz Tanrı’nın bilgisinde tek tek yer aldığınız içindir ki, her biriniz Tanrı’yı kavramakta ve yeryüzünü anlamakta tek başınasınızdır.
Çocuklarınızın kahkahaları dereler, gençlerinizin özlemleri ırmaklar halinde aktı benim sessizliğime.
Aramızdan birileri mürekkep, birileri de kağıt gibidir. Birilerinin siyahlığı olmasa, öbürleri dilsiz olurdu. Birilerinin de beyazlığı olmasa, öbürleri kör olurdu.
Neşeniz maskelenmemiş kederlerinizdir ve içinden kahkahanızın yükseldiği kuyunun ta kendisidir, çoğu zaman gözyaşlarınızla doldurulmuş olan.
Ve nasıl tek bir yaprak bütün bir ağacın sessiz bilgisi olmadan sararmazsa, aynen hata işleyen de hepinizin gizli iradeleri olmaksızın hata işleyemez. Bir kafile misali birlikte yürürsünüz.
Acılarınızın çoğu kendi seçiminizdir. Acı, içinizdeki hekimin hasta nefsinizi sağlamakta kullandığı acı iksirdir.
Suçluya cezasını verecek olan kimse, suçun işlenmesine sebep olan kimsenin de yüreğine bakmalı.
Ve yüreğinize gömdüğünüz sevgili için iyi bir şeyler dileyip yatın.
Sonra sana karışacağım, sınır tanımayan bir büyük denize sınır tanımayan bir damla olarak.
Başınıza tacı oturtacak olan da, sizi çarmıha gerecek olan da sevgidir.

Zira sizler, özgürlük arayışı tutkusu sizin için bir koşum hâline geldiğinde ve özgürlükten bir hedef ve tatmin olarak bahsetmeye son verdiğinizde belki özgür olabilirsiniz.
Kuyunuz dopdoluyken susuzluktan korkmak dindirilemez bir susuzluk değil mi?
Bir hayvan boğazladığınızda ona yüreğinizden deyin: Seni katleden aynı kuvvet tarafından ben de katledileceğim ve ben de tüketileceğim. Zira seni benim elime teslim eden kanun beni daha kudretli bir ele teslim edecek.
Ve pazar yerini terk etmeden önce yoluna boş ellerle giden hiç kimsenin kalmadığından emin olun.
Geceler ne denli sıcak olursa olsun, gidememek donmak demektir.
Gerçekten büyük insan odur ki, ne yönetir ne yönetilir.
Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.
Yalnızlığım, insanlar geveze hatalarımı övüp, sessiz erdemlerimi eleştirmeye başladığında doğdu.
Dünya kuruldu kurulalı bilinir ki; Aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
Ne gariptir ki toplum olarak, aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana, yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız.
Bana Kendini tanısaydın Bütün insanları tanırdın Diyorlar, Ben de onlara diyorum ki: Bütün insanları tanıyana dek Kendimi de tanıyamam.
Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma… Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de.
Neden bazi insanlar sizin denizinizde yaşayıp, dereleriyle övünüyorlar.
Bana susmayı ver, gecenin hücumlarına meydan okuyayım.
Siz çoksunuz, oysa ben tekim. Bana dilediğinizi söyleyin ve yapın. Dişi koyun gecenin karanlığında kurtların avı olabilir… Fakat kanı, vadinin taşlarında tan ağarıp da güneş yükselene değin duracak.!
İki kadın konuştuğunda hiç bir şey söylemezler. Bir kadın konuştuğunda bütün bir hayatı açıklar.
İnsanın hayali ile elde edişi arasında yalnızca tutkusunun aşabileceği bir mesafe bulunur.
Biri sana kötülük ederse unut, ama sen birine kötülük edersen asla unutma.

Doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.
Gerçek güzellik bir erkekle bir kadın arasında var olabilen ve aşk adı verilen ruhsal ahenkte yatar.
Saatlerin fısıltısı müziğe dönüşür; bir ney gibi olursunuz kalpten çalıştığınız zaman. Ve nedir aşk ile çalışmak? Yar giyecekmiş gibi dokumaktır bir kumaşı, nakış işler gibi kalpten.
Gevezeliği bilgi, susmayı cehalet ve yapmacıklığı sanat zannedenlerden uzağım!
Sen duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyenlere inan… Çünkü insanın sessizliği sözcüklerinden daha yakındır gerçeğe.
Dostum göründüğüm gibi değilim.. Görünüş, sadece giydiğim bir elbisedir.
Varsın aç kalayım, ve yüreğim kavrulsun susuzluktan, ve ölüp yok olayım; yeter ki senin doldurmadığın bir bardağa veya senin kutsamadığın bir kaseye uzanmasın elim.
Sözcüklerin dalgası hep üstümüzde olsa bile, derinliklerimiz daima dinginliğini korur.
Hakikat iki kişiye muhtaçtır: Biri, onu dillendiren; diğeri onu anlayan…
Baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.
Sevgi sevgiliyle sevgili arasındaki peçedir.
Bilmen gerekenlerin sonuna ulaştığında, duyumsaman gerekenlerin başında olacaksın…
Her insan iki insandır; biri karanlıkta uyanık, diğeri ise aydınlıkta uykudadır.
Öğrenimsiz akıl sürülmemiş tarlaya benzer.
Gerçekte yalnızca kendimizle konuşuruz. Ama kimi zaman sesimiz başkalarının duyabileceği kadar yüksek olur.
Eğer biri sana gülerse ona acıyabilirsiniz; ama siz ona gülerseniz kendini asla affetmeyin.

Halil Cibran Ermiş Sözleri
Dostunuz sizin sevgi ektiğiniz, şükran biçtiğiniz tarladır. Dost size kendi fikrini anlatınca içinizden gelen hayır veya evet’i esirgemeyiniz. Dost susunca, kalbiniz onun kalbini dinlemeye devam etsin.
Her erkek iki kadına aşık olur. Biri hayallerinde yarattığıdır, diğeri de henüz doğmamış.
Sahip olduklarınızdan verdiğinizde çok az şey vermiş olursunuz. Gerçek veriş kendinizden vermektir.
Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan, Ne görebiliyorsun, Ne duyabiliyorsun.
İnsanlar arasındaki bir cenaze töreninin, Melekler arasında bir düğün şenliği olmadığını kim bilebilir ki ?
Bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.
Çünkü İnsan, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.
Allah aşkına! Söyle bana Nasıl olur da Kendini diğer yanından ayırabilirsin?
Tek doğruyu buldum değil, Bir doğruyu buldum deyin…!
Her tohum beklenen bir özlemdir.
Hayatın bütün sırrını çözdüğünü sandığın vakit ölümü arzularsın. Çünkü o da hayatın sırlarından biridir.
Hayret etmek bilginin başlangıcıdır.
Bırakın bugününüz, geçmişi anılarla, geleceği ise özlemle kucaklasın.
Hakikate kulak veren, hakikati dillendirenden daha basit değildir.
Yalnızca sevgi ve ölüm her şeyi değiştirebilir.
Beşeri kanunları yalnızca iki kişi çiğner: deli ve dahi.

Eğer kış, Baharı yüreğimde saklıyorum deseydi, ona kimse inanmazdı.
Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur, acılarımızın bir kısmını oluşturan.
Misafirler olmasaydı, evlerimiz mezara dönerdi.
Biz sevinçlerimizi ve hüzünlerimizi onları yaşamadan çok önce tercih ederiz.
Sırtını güneşe çevirirsen gölgenden başka bir şey göremezsin.
Şafağa ancak gecenin yolunu izleyerek ulaşılabilir.
Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir. Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur.
Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır.
Öğretilerin çoğu pencere camı gibidir. Arkasındaki gerçeği görürsün, ama cam seni gerçekten ayırır.
Toprağın neresini kazarsan kaz, bir define bulacaksın. Ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.
Hakikat parçalanamaz.
Aşk ve şüphe bir arada bulunmaz.
Kıskancın suskunluğu çok gürültülüdür.
Şiir çokça sevinç ve ızdırap ve hayrettir, biraz da söz.
İhtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka bir şey değil midir.
Arzu hayatın yarısıdır, kayıtsız kalmaksa ölümün.
Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş bir özgürlük.
Bugünün acısı, dünün hazzının anısıdır.

Anımsamak bir tür buluşmadır. Unutmak ise bir tür özgürlük.
İnci, kum tanesinin etrafına ızdırabın ördüğü mabeddir.
Suskunluğu gevezeden, hoşgörüyü hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim. Ne garip ki, tüm bu öğretmenlerime karşı oldukça nankörüm.
Güzellik bütün bir hayatımız boyu aradığımız yitiğimizdir.
Kişinin hayal gücüyle, düşlerinin gerçekleşmesi arasındaki mesafe, yalnızca onun yoğun isteğiyle aşılabilir. Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir.
Siz konuştuğunuzda, düşüncelerinizle barış içinde olmayı terk edersiniz.
Anlayışlı olan beni anlayışlı, aptal olan ise aptal bulur. Bence ikisi de haklıdır.Evet, bir Nirvana var; o, koyunlarını yeşil bir otlağa yaymanda, çocuğunu uyutmanda ve şiirinin son dizesini yazmandadır.
İnsanlık ezel ve ebed denizine dökülen ışıktan bir ırmak.
Şiir bir düşüncenin ifadesi değildir. O, kanayan bir yaradan veya gülümseyen bir ağızdan yükselen bir şarkıdır.
Bana “seni anlamıyorum” demen, haketmediğim bir övgü, haketmediğin bir yergidir.
Bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. Ama bu tohum bir kayaya rast gelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.
Yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!
İnsanın hakikati, sana gösterdiğinde değil, gösteremediğindedir. Bundan ötürü onu tanımak istersen dediklerine değil, demediklerine kulak ver.
Allah cc düşündü, ilk düşüncesi melekti. Allah cc konuştu, ilk konuşması insandı.

Evim der ki, “Beni bırakma, çünkü burada senin geçmişin yaşıyor.” Yolum der ki, “Gel ve beni izle, çünkü ben senin geleceğinim.” Ve ben hem eve, hem de yola derim ki, “Benim ne geçmişim, ne de geleceğim var. Eğer kalırsam, kalışımda bir ayrılış vardır; gidersem, ayrılışımda bir kalış.
İstendiği zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır.
Yoksa, ne çiçek açan ne de meyve veren bir ağaç mı olsaydım; çünkü verimli olabilmenin sancısı, kıraç olmaktan ağırdır; ve eli açık zenginin çektiği acı dilencinin sefaletinden beterdir.
Hazzınız, ızdırabınızın maskesiz halidir ve kahkahalarınız yükseldiği aynı kuyu, sık sık gözyaşlarınızla dolar.
Bir adam bir düş gördü ve uyandığında yorumcuya giderek düşünü kendisi için yorumlamasını istedi. Yorumcu adama dedi ki, bana uyanıkken gördüğün düşlerle gel ki anlamlarını söyleyebileyim. Ama uykunun düşleri ne benim bilgeliğime aittir ne de senin imgelemine.
Ve deliliğimde hem özgürlüğü hem güvenliği buldum; yalnızlığın özgürlüğü ve anlaşılmazlığın güvenliğini, bizi anlayanlar bizden bir şeyleri tutsak ederler çünkü.
İnsanın düşlediği şey ile gerçekleştirdiği şey arasında, ancak kendi engin arzusuyla aşabileceği bir mesafe vardır.
Ve aşkın seyrini yönlendirebileceğinizi düşünmeyin; zira sizi layık bulursa şayet, aşk sizin seyrinizi yönlendirir.
Fakat ben derim ki kutlu ve dürüst olan nasıl her birinizin içindeki en yükseğin ötesine yükselemezse, aynen şerir ve zayıf olan da içinizdeki en aşağıdan daha aşağıya düşemez.
İnsanın ihtiyaçları değişir ama sevgisi değil, ne de sevgisinin, ihtiyaçlarını tatmin etmesi gerektiği arzusu.
Çünkü gerçekten iyi olan, ne çıplak birine, “Neden elbisen yok?” diye sorar, ne de evsiz olana “Evine ne oldu?” der.





































