İskender Pala Sözleri
Bülbül sevse de gül solar. Belki de böyle bir deveran ile Rabb’im yalnızca kendi sevgisinin ebedî olduğunu anlatıyordur, kimbilir!?”
“Yalnızca bir türlü aşk vardır; ama görüntüleri binlerce türlüdür” der bir bilge.
Aşk İlahidir; imanla başlar, vahdete götürür Gönülde doğar, gönülde yaşar Sırrı saklamayanlar, başını verir.
Aşk platoniktir; sohbetle baslar, zahmet getirir Zihinden girer, gönülde yaşar Siretini süslemeyenler yol şaşırır.
Ey Aşık..!! Sevgilinin hasretiyle, seherlerinde âh ederek gözyaşı döktüğün geceler miktarınca, aşkın sana kutlu olsun..!
Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar sökülmez imiş.
Ey Yar Ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş ; Yüreğimin dibine kadar yolun var.
Beni aşkın yağmur olup yağdığı, zamanın aşka kurulduğu, aşkın zekât olarak verildiği coğrafyalara götürsünler istiyorum.
Aşk tek kişiliktir. İki kişinin birbirine Aşık olması diye bir şey, hiç olmamıştır.
Aşk. Gök kubbenin altındaki en gizemli kelimelerden biri, bin bir başlı bir ırmak, her birinin yolculuğu ayrı ama hepsinin ulaşmak istediği deniz bir.
Senden dolayı seviyorum seni ey sevgili.. Öyle ki kıskançlığımdan kendi gözümle bile dost değilim…
Göz… Savaşı başlatan haberci. Bakış… Elde olmayan kader, ilahi kaza. Ve aşk… Kalp ile göz arasında kutlu bir hadise.
Aşk, kelimesinin bir anlamı da sarmaşık demek. Nasıl ki bir sarmaşık bir ağacı çepeçevre sarıp, onun dış dünya ile ilişkisini keser ve sardığı ağacı bir süre sonra kurutursa, aşk da sardığı tuttuğu kişiyi çevresinden koparır ve bir süre sonra o ağaç gibi kurutur…
Belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi.
O ki; rüyana gireceğim diye söz verdi. Nice yıllar geçiyor ki bu söz yüzünden gözüme uyku girmedi.
Aşk bakmakla güzelleşir, Konuşmakla zenginleşir, Dokunmakla bozulur.
Kimileri Gül dediler, ömür boyu güldüler; Kimileri de Gül dediler, Gül uğruna öldüler.
Bir insanın gerçek değeri, başkalarına nasıl hizmet ettiğiyle ölçülür.
Kendini bilen, kendine güvenen insanlar, hayatta daha emin adımlarla ilerler.
Hayat bir yolculuktur ve her yolculukta yeni bir şeyler öğrenmek gerekir.
Sevgi, insanın kalbine güneş gibi doğar ve her şeyi aydınlatır.
Bir insanın en büyük zenginliği, içinde taşıdığı bilgidir.
Kendimize ve başkalarına hoşgörüyle yaklaşmak, hayatı daha anlamlı kılar.
Hayatta en değerli şeyler, insanın iç dünyasında saklıdır.
Bir insanın karakteri, onun en değerli mirasıdır.
Dostluk, hayatta en güvenilir limanlardan biridir.
Hayatın anlamı, sevdiklerimizle paylaştığımız anılarda gizlidir.
Dış yerine içi, suret yerine ruhu sevmek gerekir. Hayat ancak sevgiyle tatlıdır.
Hüzün, bir hazin kelime… Ayrılık gibi, hicran gibi; ama mutluluk gibi de. Bazen bir gözde görürüz onu, bazen bir yüzde. Bazen bulutlarla gelir, bazen lodoslarla.
Senin beni unutma ihtimalini hatırlayıp çıldırıyorum bazı günler ve bazı geceler yüzünü eskisi gibi hayal edemeyeceğimden korkup kahroluyorum. Sonra tevbeler ediyorum. Seni unutma ihtimalini düşündüğüm için.
Her gözyaşının ayrı bir anlamı vardı. Her damlanın hangi zamanda, hangi mekânda, hangi kişiyle paylaşıldığı önemliydi. Gözyaşları ne kadar çok şeye tercümanlık yapıyordu! Damladığı, süzüldüğü, aktığı veya kana dönüştüğü zaman, hep ayrı manaları vardı. Gözyaşları gizli duyguları açığa vuran mektuplar gibiydi.
Ben, Leyla’nın nazik elleriyle koyduğu denkler arasına katışıp giderken, yazık ki o hiç duymadı çığlıklarımı. İlk ayrılığı ve ilk acıyı bu yolculukta öğrendim. Yaprak yaprak aşk, tomar tomar hasret taşıyordum içimde…
Sevginin, hiçbir dilde adı yok, ama her dilde anlamı var.
Gönlüne giden yolu kaybetme, çünkü her aşk kendi yolunu bulur.
Yüreğinin sesini dinle, çünkü o, gerçeğin en saf halidir.
Güzellik, gözlerin görebileceği en kıymetli hazinedir.
Bir insanın karakteri, onun en değerli servetidir.
Dilin, kalbin aynası olduğunu unutma; çünkü sözler, iç dünyamızı yansıtır.
Kendine sadık kal, çünkü kendi yolunda yürüyenlerin ışığı hiç sönmez.
Sabır, zor zamanlarda bize güç veren bir hazinedir.
Başkalarına yardım etmek, insanın ruhunu zenginleştiren en güzel eylemdir.
Güzel bir söz, yüreği ısıtan bir gülüştür.
İskender Pala Od Sözleri
Nefsine ağır geleni sakın kimseye tatbik etme!
Denge madde lehine bozulunca insanın nefsi, mana lehine bozulunca da ruhu öne çıkıyor. Biri diğerini bastırıyor Can Yunus.
Bilmemeyi bilmekle bildiğini bilmemek aynı değildir.
Düşün ki ateşe atılmış yanıyorsun, ama her yanış bir kere daha temizliyor seni.
Ah benim delikanlı evladım, ah benim gönlü daracık yiğidim. Çehreni tebessüme alıştır, hoşuna gitmese de katlanırken sadaka verircesine gülümse. Yoksa derviş olamazsın. Bağrında baş gerek evladım, gözün dolu yaş gerek. Dövene elsiz, sövene dilsiz kadar gönülsüz gerek evladım! Azıcık gülümsesen ne olur?
Sevgin, gönül denizimde tutuşan bir alev. Ve denizimde şimdi yangınlar çıkıyor.
Her çiçeğin ayrı bir sırrı,farklı bir devası vardı mesela.Bazıları benim ellerimdeki şifadan daha zengin sırlar taşıyorlardı.
Ömür bir
Sevgiliye gidecek hediyeyi saymak yakışık almaz, öyle değil mi?
Ben gelmedim dava için, benim işim sevi için, Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmaya geldim.
Asalet doğruluktan değil duruluktan gelir. Körlük, nankörlüktür. Bu dünyada marifet nefsi silmek değil, belki nefsi bilmektir. Bu yol, ilim, irfan ve insan sevgisi üzerine kurulmuştur. Nefes, nefsi arıtır.
Eksiğimi tamamlamaya bir ayna istiyorum. Bir ayna ki suretimi değil, suretimin altındakini, gizli beni bana göstersin ;kimsenin görmediği beni…
Madem Allah’a giden binlerce yol vardı, kim kimin yolunun yanlış olduğunu söyleyebilirdi ki?
Yıldızı da, güneşi de kendinde ara. Yıldızı hissettiğinde güneşe yürü! Her ne ki vuku bulur, sendendir. Yalnız güzellikler değil çirkinlikler de sendedir.
Aşık gönül ateşi ile sevgiliyi arar, fakat sevgiliyi görünce kendini kaybeder!
Bir korkunun içinde binlerce umut gizlidir. Ben korkmayan bir edepsizi korkuturum ama korkan birini korkutmaktan merhametine sığınırım!
Kulak ruhun penceresidir derler,..
Sevgin, gönül denizimde tutuşan bir alev. Ve denizimde şimdi yangınlar çıkıyor.
Arifler için uzun olan, halk için kısa sayılır.
Aldığın her nefes, keseden akmakta olan bir kum tanesi,…
Rüzgar idim de, ne yandan eseceğimi, ne yana eseceğimi bilemiyordum.
En ucuz şey kin ve can idi.
İlahî, gider benden benliği ve doldur içime Sen’liği!
Kalpten söküp atmadan yarası asla iyleşmeyecek bir ok… Adı kin ve şüphe…
Sır layık olmayana ifşa olunmaz.
İnsanın omzundaki en ağır yük cahillikti.
Dünyalığı sevmek, dostun düşmanı sevmesi gibidir…
Şu alemin şartlarına ayak uydur ama kendin ol. Hani su, girdiği kabın şeklini alır ama özde aynı kalır ya…
Zift kadar kara olan, kar kadar beyaz olanı kavramakta zorlanıyor belki de!
Artık düşman elinde bayrağını açıp gelmiyordu.
Murada ermek sabır iledir.
Asalet; duruluk ve doğruluktur. … Şu âlemin şartlarına ayak uydur ama kendin ol. Hani su, girdiği kabın şeklini alır ama özde aynı kalır ya.
İçinde bir tedirginlik var… Ve biliyorsun; yaklaşıyor yaklaşmakta olan… Kalbin çarpıyor, sıkıntı mı demeli, ferahlık mı, kestiremiyorsun; ve emin oluyorsun, yaklaşıyor yaklaşmakta olan…
Yıldız, ışığını güneşe verdi, ben de yıldızımı güneşte kaybettim.
Senin olmayanı araştırma. Tececcüs apaçık bir sınavdır.
Susuzun suya koşmasından daha tabi ne olabilirdi?
Biz bizi terkettiğimizde, Sen bizi terk etme İlahî!..
İki kişinin birbirini sevmesi, birbirini dost edinmesi, sahip edinmesi demektir.
Derviş her ne ararsa kendinde aramalıydı.
O zamanlarda gönlüm çalkantılı denizde bir sandaldı. Ne yana gideceğini bilemeyen, küreği ve yelkeni kırık bir sandal…
Bilmemeyi bilmekle bildiğini bilmemek aynı değildir. Kurtulanlar, bilmediğini bilenlerle bildiğini bilmeyenlerdir. Onlar birbirini bilir, birbirinden bilir, birbiriyle bilir.





































