Franz Kafka Sözleri
Kapımın eşiğinden atılan mektuplarının üzerinden atlıyorum her gün. Açmıyorum, okumuyorum. Daha fazla özleyeyim diye…
Kötüye bir kere kapılarını açmaya gör, kendisine inanılmasını beklemez artık.
Kendini insanlığa bakarak sına. Şüphe edeni şüpheye, inananı inanca götürür bu.
Bence istediğin zaman yalnız kalabilmek mutluluğun en önemli nedenlerinden biridir.
Bir kitap, içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı.
Önceleri sorularıma neden cevap alamadığımı anlayamıyordum, şimdiyse soru sorabileceğime nasıl inanabildiğimi anlayamıyorum.Ama gerçekte inanmıyordum ki, soruyorum sadece.
Tinsel bir dünyadan başka bir şeyin bulunmadığı gerçeği elimizden umuduzu alır, ama bize bir kesinlik bağışlar.
Giyotin gibi bir inanç. Onun kadar ağır, onun kadar hafif.
Bürokrat için insanca ilişkiler değil, yalnızca nesne ilişkileri vardır. İnsan evrağa dönüşür. Evrağa verilen sayı ile belirgin kılınan, ölmüş bir varlık olarak evrağın akışına girer. Bu varlık, şahsen çağrıldığı zaman bile bir kişi değil, yalnızca ‘olay’dır. ‘Konu’ ile ilgili olmayan ne varsa akıp gitmiştir. Resmi dairelerin koridorları aşağılanma kokar. Sigara içmek kesinlikle yasaktır. Bu yasağın kapsamına soluk almak da girer. Buna karşılık yürek çarpıntısına izin vardır, dahası çarpıntı olması istenen bir şeydir. Her türlü ümit uçup gider. kapıdan kapıya gönderilen kişiye suçluluk duygusu aşılanır. Buraya giren, yalnızca bir vizite kağıdı ya da pasaportunun uzatılmasını istese bile kendini suçlu duyumsar. En iyi olasılıkla bir dilek sahibidir, aslında ise suçludur.
Gerçek bölünemez, bu yüzden kendini tanıyamaz; her kim onu tanımak isterse bir yalan olmak zorundadır.
Önümde dursan ve bana baksan; içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki; ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki? Ve ayaklarına kapanıp ağlasam ve anlatsam; sana cehennemin sıcak ve korkunç olduğunu anlatsalar; benim hakkımda cehenneme ilişkin bildiklerinden daha fazla bilecek misin? Bu yüzden bile biz insanlar cehennemin kapısının önündeymişiz gibi birbirimizin karşısında o kadar saygılı, o kadar düsünceli, o kadar sevgiyle durmamız gerek.
Sanatımız, gözümüzün Gerçek’le kamaşmasıdır. Geri geri kaçan ucube maskelere vuran ışıktır gerçek, başka bir şey değil.
Ev halkını koruyan Tanrıya inanmaktan daha keyif veren ne olabilir!
İnsanlar sabırsız oldukları için cennetten kovuldular, tembel oldukları için geri dönemiyorlar.
İyiler uygun adım yürür. İyilerin varlığından habersiz olan başkaları onların çevresinde dans eder, zamanın oyununu oynarlar.
Kötü’ye bir kere kapılarını açmaya gör, kendisine inanılmasını beklemez artık.
Odandan çıkman gerekmez, masanda oturmaya devam et ve dinle… Dinleme bile, sadece bekle…Bekleme bile, gerçekten sakin ve yalnız ol. Dünya özgürce sunacaktir kendini sana…Maskesinden sıyrılmak için başka seçeneği yok, huşu içinde yuvarlanacaktır ayaklarının dibine.
İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötür geri dönemiyorlar.
Bilgeliğin başladığına ilk işaret, ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğrenmek olacağı yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belirli bir inancın kalıntısı da etkilidir; taşınma sırasında efendi koridorda görünecek, tutukluya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki: “Bu adamın yeniden hücreye kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık.
Kargalar, bir tek karganın göğü yok edebileceğini ileri sürer. Ona kuşku yok; ama göklerin kulağı duymaz böyle bir savı, çünkü gökler kargaların yokluğu demektir.
Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre, adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa kapılmana gerek yoktur.
Kim terkedilmiş bir hayat yaşar, ama yine de bazen insanlar arasına karışmak isteğini duyarsa, kim günün değişik zamanlarını, havadaki, is durumundaki vb. değişiklikleri dikkate alarak tutunabileceği bir insan kolu görmek isterse, sokağa bakan bir pencere olmadan uzun süre yapamaz.
Kıyamet Günü’nü böyle adlandırmamızın nedeni ancak bizim zaman kavramımızdandır; aslında o bir tür sıkıyönetim mahkemesidir.
Sonbaharda bir yol gibi: Temiz pak süpürüyorsun, sonra yol bir kez daha kurumuş yapraklarla örtülüyor.
bütün dumanların altında ateş vardır.
Bir hedef var, ama yol yok; bizim yol dediğimiz şey, bir duraksamadır.
Her şey bir aldatmacadır: En az yanılmaya bakmak, normal ölçüler içinde kalmak, en aşırının peşinden gitmek.
Yılanın aracılığı gerekliydi: Kötü, insanı ayartabilir; ama insan olamaz.
Sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerleyebildiğine hayret eden birisi vardı; gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu.
Bu dünyada cezasız kalmayacak bir şey varsa, o da manevi meselelerde kullanılan hesap ve rakamlardır.
Nasıl yaşanırsa, öyle ölünür.
Sonsuzluk olsam bile kendimin içinde çok darım.
Bir yere gitmeyi denerken, yarı yolda durup gitmemekle tam yolda durup gitmeyi arasında kalırsınız.
Yaşamımda neler olduğunu sorma; çünkü kendim de bilmiyorum.
Hayat, birbiri ardına gelen küçük ölümlerdir.
Bir insan, başkalarına güvenmek zorunda kaldığı ölçüde yalnızdır.
Yalnızken hissettiğiniz şey, yalnız olmanın ne olduğunu açıklar.
Yalnızlık, diğer insanların eksikliğinden çok, sizin eksikliğinizdir.
Bir kafeste bulunan kuşa, kafesten dışarıda uçmak istemediğini kim söyleyebilir?
Yolculuk etmek, bilinmeyen bir yere doğru yalnızca kendinizi taşımaktır.
Birinin düşmanı olmak, insanın en iyi tarafını görmesini sağlar.
Çocukken çok kitap okuduğum için, insanların doğru olduğuna inandığı şeylerin çoğunu hiç anlayamıyorum.
Hayatınızda bir şey değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirmelisiniz.
Gerçekle yalan arasındaki farkı görebilmek, bir insana verilebilecek en büyük armağandır.
Hayatınızın en büyük hatası, asla bir hata yapmamak olabilir.
Hayatın amacı, var olduğunu iddia edenlerin mantıklarını sorgulamak olmalıdır.
Karanlık bir odada olduğunuzu düşünün, fakat kapıyı açma fırsatınız varsa, neden açmayasınız ki?
Bir insanın sahip olduğu en büyük hazine, sahip olmadığı şeydir.
İnsan, kendi gerçekliğini keşfetmek için yalnızca kendi içine bakmalıdır.
Bazen uyanmak, gerçek bir kabustan daha korkutucu olabilir.
Birinin yalnız olduğunu görmek, kendi yalnızlığını görmekten daha korkutucu olabilir.
Güneşin doğduğu her yerde, günbatımının olduğunu hatırlayın.
Gerçekten birine ihtiyacınız varsa, onu gerçekten kaybetmek zorundasınız.
Kendi gölgenize yabancı olduğunuzda, kendi gerçekliğinizi tanımanın vakti gelmiştir.
Bazen insanlar, onları tanıdığınızı düşündüğünüz insanlardır.
Bazen birinin içindeki karanlığı görebilmek, kendi içindeki karanlığı görebilmektir.
Yanılmak, en büyük öğretmendir.
Bir insanın mutluluğu, başka bir insanın acısında araması gerektiğini kim söyleyebilir?
Herkesin yaşadığı hayat, kendi iç dünyasında gerçekleşir.
Karanlıkta kaybolursanız, ışık olmayı deneyin.
Yaşamın en büyük sırrı, hiçbir sırrının olmadığını kabul etmektir.
Bir karanlık görmek, bir ışığı aramanın en iyi yollarından biridir.
Bazen birine olan bağlılığınız, onun size olan bağlılığınıza olan bağlılığınızdır.
İnsan, kendi iç dünyasında asla yabancı değildir.
Bir insanın varoluşu, sadece kendi varlığı ile sınırlı değildir.
İnsan, kendi içindeki karanlığı aydınlatarak, dışarıdaki karanlığı aydınlatır.
Bir şeyleri anlamak, onlara anlam katmaktır.
Bazen birinin gitmesi, aslında kalmanın en iyi yolu olabilir.
Birisinin sizi dinlemesini istiyorsanız, ona doğru şeyleri söylemek zorundasınız.
Birini unutmak, onları hatırlamaktan daha zordur.
Bir kapının ardında ne olduğunu görmek, o kapıyı açmaktan daha zor olabilir.
Bazen en büyük savaş, kendi iç dünyamızda gerçekleşir.
Herkesin içinde bir çocuk saklıdır, fakat bazıları onu asla serbest bırakmaz.
Birinin gerçekten yaşadığı hayat, o hayatın gerçekliğidir.
Bir kişinin sahip olduğu en büyük şey, kendisi olmaktır.
Bazen birinin gitmesi, aslında kalmak istediğiniz anlamına gelir.
Birinin iç dünyasına girmek, aslında kendi iç dünyanıza girmektir.
İnsan, kendi varlığı ile kendi karanlığını aydınlatır.
Birinin varlığını hissetmek, aslında onun yokluğunu hissetmektir.
Birinin kaybolması, aslında kendi yolumuzu bulmamızın bir yoludur.
Bir insanın varoluşu, sadece o insanın varlığı ile sınırlı değildir.





































